PİLONİDAL KİST (KIL DÖNMESİ) TEDAVİSİNDE FENOL VEYA GÜMÜŞ NİTRAT UYGULAMASI
12 Haziran 2016
KELOİD NEDİR? TEDAVİ EDİLEBİLİYOR MU?
12 Haziran 2016

KASIK ve KARIN DUVARI FITIKLARI

KARIN  DUVARI  FITIKLARI

Fıtık karın iç organlarının bir kısmının doğumsal veya sonradan oluşan zayıf noktalardan karın dışına çıkmaları şeklinde tarif edilebilir. İnsanların ortalama % 5 ‘inde karın duvarını ilgilendiren fıtıklar bulunur ve bunların da dörtte üçü karın ön duvarındadır.

Kasık (inguinal), uyluk (femoral) ve göbek (umblikal) fıtığı karın ön duvarında en sık rastlanan fıtıklardır.

Bunların dışında göbeğin yanında (paraumblikal fıtık), karın orta hatta göbek seviyesinin üzerinde (Epigastrik fıtık), göbek seviyesinin altında, karın yan tarafında kasların birleşme yerinde oluşan (Spigelian fıtık) daha nadir görülen fıtıklar da  mevcuttur.

Ameliyat sonrası fıtıklar ise (insizyonel herni=postoperatif fıtık) karın ameliyatlarının % 10-20’sinden sonra gelişen fıtıklardır.

Kasık fıtıkları erkeklerde daha fazla görülmekte, buna karşın femoral fıtık, göbek fıtığı ve insizyonel (ameliyat yeri ) fıtıklar kadınlarda daha fazladır.

Karın duvarı fıtıkları çocuk ve bebeklerde de görülmekte olup, bu yaş grubunda en sık kasık fıtığına rastlanmaktadır.

Çocukluk çağının diğer fıtık tipi ise göbek fıtığıdır. Prematüre ve düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde fıtık görülme oranı daha da yüksektir.

Doğuştan olan fıtıklar dışında, sonradan olan fıtıkların nedeni karın içi basıncı artıran olaylardır.

Fıtık oluşumu için öncelikle bireyin dokusunda bir zayıflık olması gerekir. Bu duruma, kronik öksürük, sigara alışkanlığı,  kabızlık,  fazla kilo,  aşırı ağırlık kaldırılması,  idrar yaparken zorlanmaya neden olan patolojiler (örneğin prostat hipertrofisi) eklenmesi halinde var olan fıtık büyüyebilir veya ağrılı hale gelebilir.

Belirginleşmiş olgularda, fıtık bölgesinde gözle görülür bir şişlik vardır. Bu his, fıtık bölgesinde bir basınç, rahatsızlık veya künt bir ağrı şeklinde olup, bunların şiddeti fiziksel aktivite ile artabilir.

Fıtıklar, zamanında tedavi edilmedikleri takdirde ciddi sorunlara zemin oluşturabilirler!!!!!!!.

Genellikle hastalar hapşırma, ıkınma ve öksürme gibi karnın kasıldığı hareketlerle fıtık bölgesinde artan ağrı ve şişlik şikayeti ile başvururlar.

Düşünülenin aksine fıtık bölgesi büyüdükçe ağrı azalır. Şişlik hastalar tarafından saptanır ve elle geri itilebilir.

Geri dönüşsüz bir değişiklik olan tüm karın duvarı fıtıklarının tedavisi cerrahidir. İlaçla ya da cerrahi dışı başka bir yöntemle tedavisi mümkün olmayan bu tür fıtıkların   kendiliğinden kaybolması da beklenmemelidir.

Halk arasında kasık bağı olarak bilinen kasık korseleri kısa dönemde kısmi bir rahatlama sağlamakla birlikte gerçekte tedavi edici hiçbir fonksiyonu bulunmamaktadır. Aksine bu bölgeyi zayıflatıp fıtığın daha da büyümesine neden olurlar.

Karın duvarı fıtıkları tedavi edilmediği takdirde; fıtıkların zamanla büyüme olasılığı yüksek olup, erkeklerin kasık fıtıkları skrotuma (torbaya) inebilir. Zamanla şiddetli ağrı ve fiziksel aktivite kısıtlığına neden olabilir. Komplikasyon gelişme riski mevcuttur (Boğulmuş fıtık : Karın duvarındaki zayıflıktan dışarı çıkan karın içi organların bu geçiş yerinde sıkışması ve karın içine geri dönmemesi hali ).

Geciktirilen fıtıkların tedavisi ve ameliyat sonrası dönemi daha zor olabileceği gibi, beklemenin ameliyatın uzun dönem sonuçlarını olumsuz etkilemesi gibi olumsuz bir durum da söz konusu olabilir.

FITIK TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR?

Fıtıkların herhangi bir komplikasyon oluşturmasına fırsat vermeden en kısa sürede tedavi edilmesi gerekir. İstisnai olarak  yeni doğan göbek fıtıkları 2 yıl içinde kendiliğinden iyileşebildiğinden (eğer boğulma tehlikesi yoksa ) bu süre beklenebilir. Ancak buna  bir uzmanın karar vermesi gerekir. Yenidoğan fıtıkları dışında ise özellikle de kasık fıtıklarının tanı konulduğu zaman ameliyat edilmesi gerekir.

Boğulma olmadan tedavi daha kolay ve iyileşme çok daha hızlıdır. Ameliyat sonrası tekrarlama oranı düşüktür.

Ameliyatlarda ana prensip, fıtık kesesinin yok edilmesi ve karın duvarının takviye edilmesidir Eskiden karın duvarı çok sıkı dikişlerle sağlamlaştırılırdı. Bu bazı sakıncalar taşıyordu. Ameliyat sonrası hastaların öksürmesi ve ıkınmasıyla dikişler yırtılabiliyor ve tekrar fıtık oluşabiliyordu.

Günümüzde ise karın duvarı sentetik yamalarla sağlamlaştırılıyor. Karın duvarının zayıf noktalarının üzerine yama konulup ve bu yama karının sağlam bölgelerine gevşek dikişlerle tespit ediliyor. Gevşek dikişler iki avantaj sağlıyor. Ameliyat sonrası gerginlik ve ağrı olmuyor, ayrıca, tekrar yırtılma riski minimuma iniyor.

Kasık fıtığı, tanı konulduğunda ameliyat edilmelidir. Tedavi için beklenmesi gereken bir yaş sınırı yoktur. Operasyona engel bir durum yoksa doğumdan itibaren görüldüğü zaman yapılmalıdır. İlaç tedavisi veya kendiliğinden iyileşmesi söz konusu değildir. Fıtık bağı benzeri uygulamaların günümüzde yeri yoktur.

Çocuk fıtığı hariç, kasık fıtığı ve göbek fıtıklarının bir bölümü hastanın uyutulmasına gerek kalmadan lokal anestezi (sadece ameliyat bölgesinin uyuşturulması) ile ameliyat edilebilir. Bazı ileri olgularda ise genel anestezi gerekebilir. Bir diğer seçenek, regional (spinal) anestezidir. Bu teknikte, hasta uyanıktır ve belinden verilen anestezik maddenin etkisiyle ağrı duymaz. Ancak bu anestezi şeklinden sonra belli bir süre yatarak istirahat etmek gerekir. Zira, hastanın bacak kasları da etkilendiği için yürümesi bir süreliğine mümkün olamamaktadır.

İnsizyonel hernilerde tercih edilen anestezi, genel anestezidir. Bununla birlikte, küçük insizyonel hernilerde lokal anestezi ile ameliyatı gerçekleştirebilmek mümkündür.

Operasyon günübirlik cerrahi  tarzında da yapılabilir. Operasyondan kısa bir süre önce hastaneye yatırılan hastalar operasyon günü veya ertesi gün evine gönderilirler. En geç bir hafta içinde normal aktivitelerine dönebilen hastalar ameliyattan 3 hafta sonra ise, tam kapasitelerine kavuşabilirler.

Ameliyat edilmeyen kasık fıtıkları boğulma riski taşırlar. Bu olasılık ilk aylarda en yüksek olup, 6 aydan küçük bebeklerde % 60’a kadar ulaşabildiği bildirilmektedir.

Yerine tekrar yerleştirilemeyen boğulmuş fıtıklarda acilen ameliyat gereklidir. Bu olgulara müdahale edilmediğinde, barsak tıkanıklığı belirtileri (kusma, karın şişliği, gaita yapamama, düşkünlük ve ağrı); etkilenen barsak parçasında ya da testisin damarları ve sperm yolunda beslenme bozukluğu sonucu hasar ve testis kaybı meydana gelebilmektedir. Aynı durum, fıtık kesesi içinde yumurtalığı bulunan kızlarda, yumurtalık için de geçerlidir.

Eskiden bireyin kendi dokuları dikişle birbirine yaklaştırılır ve bu sırada ameliyat bölgesinde ciddi bir gerilim oluşurdu. Bu gerilim, ameliyat sonrası erken dönemde şiddetli ağrıya ve rahatsızlık hissine, normal aktiviteye ve işe geç dönülmesine, uzun vadede ise hastalığın tekrarlamasına neden olurdu. Hatta bazı ameliyatlarda, hasta daha ameliyat masasındayken, anesteziden uyandırılması sırasında, öksürme veya öğürme ile bu dikişlerin yırtıldığı vakalar da olmuştur.

Yama kullanılarak yapılan Lichtenstein onarımında ise dokularda gerilim oluşmaz ve kasık fıtığı tedavisinde çağımızın altın standardı olarak kabul edilmiştir. Bireyin kendi dokusu dikişle yaklaştırılmadan kendi rahatlığına bırakılır. İyileşmeyi, bölgeye yerleştirilen, özel olarak hazırlanmış yamalar sağlar. Ameliyatta yapılan cerrahi travma azdır. Geniş doku ayrılmalarına ve dikilmelerine gerek yoktur. Bu nedenle ameliyat sonrası ağrı daha hafiftir. Nüks oranı ise çok düşüktür. Bu yöntemin bir avantajı da lokal anestezi ile, hastanın uyutulmasına ya da belinden geniş ölçüde uyuşturulmasına gerek kalmadan yapılabilmesidir.

Laparoskopik fıtık onarımı da yama ile yapılan bir fıtık ameliyatı türüdür. Bu nedenle, temelde Lichtenstein onarımına benzer. Ancak bu onarım lokal anestezi ile yapılamaz. Hasta mutlaka genel anestezi almak zorundadır. Daha pahalı bir yöntem olup çok daha fazla deneyim ister.

Bugün iki teknik arasında nüks açısından fark olmamakla birlikte, laparoskopik onarımda hematoma (ameliyat bölgesinde kan toplanması), seroma (ameliyat bölgesinde serum tolanması) gibi komplikasyonların oranı genelde daha yüksek olabilir. Ayrıca, daha derinde ve seçilen alt tekniğe göre karın içinden çalışıldığı için ameliyatın daha hassas, daha hayati anatomik yapıların etrafında yapılması zorunludur. Batıda binlerce laparoskopik fıtık onarımı yapılan merkezlerde ameliyatın sonuçları gerçekten çok iyidir

.

Bugün yama ile yapılan fıtık ameliyatlarından sonra hastalığın tekrarlama olasılığı  çok düşmüştür. Nükse neden olan en önemli etken ise “yara enfeksiyonu” dur. Yama konan ameliyatlardan sonra enfeksiyon riski normale göre biraz daha artmıştır. Bu nedenle asepsi ve antisepsi önemlidir.

Bu açık ve laparoskopik yöntemlerin her ikisi de hastanın ihtiyacına göre belirlenip deneyimli cerrahlar tarafından güvenle uygulanabilir. Fıtık ameliyatlarında önemli noktalar: tekrar nüks etmeyen, kısa zamanda ve problemsiz bir şekilde hastanın günlük yaşantısına dönmesini sağlayacak, özellikle hastanın cinsel fonksiyonlarına zarar vermeyecek bir yöntemle ameliyatın gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Sık görülen diğer karın duvarı fıtıklarında da  ( örneğin göbek ve insizyonel fıtık) açık veya kapalı ( laparoskopik) yöntemlerle fıtık tamiri mümkündür.

Uygun ve doğru yönteme karar verirken hastanın genel durumu,teknik imkanlar, fıtığın yeri ve büyüklüğü, hastanın tercihi ve  maddi olanağı ( laparoskopik operasyonlar kullanılan özel aletler nedeniyle ek maddi yük getirir) gözönüne alınmalı ve hasta ile birlikte karar verilmelidir.

Fıtığın nüks etmemesi için hastanın operasyonu gerçekleştiren cerrahının önerilerine eksiksiz olarak uyması yanında, öksürükten korumak için sigara gibi alışkanlıklarını bırakması, kabız kalmamak için bol sebze ve meyve tüketmesi, ağır kaldırmamaya özen göstermesi gereklidir.

Doğumsal ve sonradan gelişen faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan fıtık, zamanında tedavi edilmediğinde bağırsak tıkanıklığı ya da fıtık boğulmasıyla sonuçlanabiliyor.

 

Op.Dr.Semra Polat

Genel Cerrahi Uzmanı

Bir cevap yazın