MEME KANSERİ
12 Haziran 2016
TİROİD BEZİ HASTALIKLARI
12 Haziran 2016

SELİM (KANSER DIŞI- İYİ HUYLU) MEME HASTALIKLARI

SELİM (KANSER DIŞI- İYİ HUYLU) MEME HASTALIKLARI

 Kadınlarda güzellik ve doğurganlığın simgesi olan meme, kadın sağlığı açısından büyük önem taşır.

Meme dokusu ergenlik döneminden itibaren hormonların kontrolü altında büyüyüp gelişerek erişkin hacmine ulaşır. Yine hormonların etkisiyle hamilelik ve adet dönemlerinde memede bazı değişiklikler görülür. Hamileliğin son döneminde beyindeki hipofiz bezinden salgılanan prolaktin hormonu memelerde süt salgısını başlatır ve meme başı ile etrafındaki koyu renkli kısım genişlemeye başlar. Emzirme devam ettiği sürece süt salgılanması da düzenli bir şekilde devam eder. Emzirmenin kesilmesiyle birlikte memenin uyarılması sona erdiğinden prolaktin üretimi yavaşlar, süt kesilir ve memeler normal boyutlarına dönerler. Adet dönemlerinde adet kanamalarının başlaması ile birlikte memeler de küçülmeye başlar. Daha sonra tekrar büyümeye başlayarak dolgun ve hassas hale gelirler. Memelerdeki gerginliğe bağlı olarak kadınlar adet kanaması öncesinde ağrıdan yakınırlar.

Hastalar genelde meme ile ilgili şu şikayetler ile hekime başvururlar:

  • Meme ağrısı
  •  Memede şişlik
  •  Meme başı akıntısı
  •  Memede büyüme
  •  Meme başı ve meme derisinde çekilme
  •  Memede ele kitle gelmesi

Memedeki kanser olmayan tüm anormal değişimler iyi huylu meme değişimleri olarak adlandırılır ve tüm meme hastalıklarının yaklaşık %90 ını oluştururlar.. Bu iyi huylu değişimler ağrı ve sıkıntılara neden olabildikleri gibi , bir kısmı  meme kanseri riskinin yüksek olduğunun göstergesi olabilir. En sık görülen  iyi huylu meme değişimleri; fibrokistik meme hastalığı, iyi huylu meme tümörleri ve meme iltihaplanması olarak gösterilebilir. Hastanın durumuna ve iyi huylu meme hastalığının tipine göre tedavi gerekebilir veya gerekmeyebilir.

İyi huylu meme değişimleri genellikle doktor muayenesi, rutin mamografik tarama  veya hastanın kendi kendine muayenesi ile tespit edilir. Memenin belli bir noktasında odaklanmış  ağrı veya meme ucundan gelen akıntı (süt dışında) da kadının bir doktor tarafından muayene edilmesini gerektiren durumlardandır. Görüntü veren testlerle (mamografi, ultrasonografi), tümörün takibe alınması, iğne biopsileri  veya cerrahi  biopsi yöntemleri ile meme hastalığının iyi huylu olup olmadığı kesinlik kazanılır.

En Sık Görülen selim (iyi huylu) meme hastalıkları:

                                       

FİBROKİSTİK MEME:  En sık görülen meme hastalığıdır.Memede yoğun alanlar veya düzgün sınırlı kitleler şeklinde dikkati çeker. Bazı kişilerde bu alanların içinde milimetrikten birkaç santimetre çapına kadar ulaşan kistler gelişir. Kist gelişme yaşı genellikle 30 yaşlarından sonradır. Adet öncesi dönemde memelerin yoğun alanları ve kistlerde diğer kesimlere göre daha çok sıvı birikir; kalınlaşmış ve sert bölgeler, memede gerginlik, ağrı ve hassasiyet ortaya çıkar. Kistler yuvarlak, düzgün sınırlı, hareketli ve sert kitleler halinde ele gelirler. Adet sonrası dönemde yumuşayabilirler. Sıklıkla her iki memede birden görülürler. Muayenede kitle olarak algılanmaları ilk başta kanserle karıştırılmalarına neden olabilir. Ultrasonografi ile tanınırlar. Genellikle menopozdan sonra kaybolmaya başlarlar.

Fibrokistik meme değişimleri kanser olmamakla birlikte, bu kişilerde olası bir kanserin mamografi ile teşhisi daha zordur. Bundan dolayı fibrokistik meme sahibi hastalarda ultrasonografi ile tarama  gerekli olabilir. Yapılan bazı çalışmalara göre tüm kadınların en az yarısının göğüslerinde yaşamlarının bir bölümünde fibrokistik değişimler tespit edilir.

Fibrokistik değişime ait şikayetler menopozdan sonra genellikle sona ermekle beraber, kadının hormonu yerine koyma tedavisi görmesi durumunda devam edebilir.

Hekimler hastalarına fibrokistik memeye ait şikayetleri  kendi kendilerine bakım uygulayarak gidermelerini önerirler. Fibrokistik meme değişimlerini giderici yöntemlerden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Ekstra destekleyici sütyen kullanmak
  • Kafein kullanımından kaçınmak
  • Doğum kontrol hapı kullanmak
  • Az yağlı, bol sebze, tahıl ve meyve yeme alışkanlığı
  • Göğüslere ısı vermek
  • Tuz alımını azaltmak
  • İdrar söktürücü kullanımı
  • Vitamin E, Vitamin B6, niacin veya diğer vitaminlerin kullanımı
  • Bromocriptine veya danazol gibi reçeteyle verilen ilaçların kullanımı
  • Memedeki kitlelerin cerrahi müdahale ile alınması.

Nadiren  kanser olmayan meme kitleleri cerrahi müdahale ile çıkarılabilir. Ağrılı kist sahibi kadınlarda sıkıntının giderilmesi amacı ile sıvı ince iğne aspirasyon biyopsi yöntemi ile boşaltılablir.

FİBROADENOM: Fibroadenomlar iyi huylu meme tümörleri olup, fibrokistik hastalıktan sonra memenin en sık görülen hastalığıdır .Çoğu zaman elle hissedilemeyecek kadar küçük olup,zaman içinde birkaç santimetre çapına ulaşabilirler. Genelde 20 – 30 yaş arasındaki kadınlarda görülürler. Bu tümörler genellikle yuvarlak ve düzgün sınırlı olup, genelde meme içinde mermer varmış gibi hissedilirler. Bazı kadınlarda yalnız bir fibroadenoma görülürken bazılarında birden fazla ve iki memede de  olabilirler. Fibroadenoma tanısı genelde iğne biyopsileri  veya cerrahi biopsi yöntemleriyle konur.

Fibroadenomdaki büyüme genelde herhangi bir tedavi gerektirmeksizin kendi kendine durur, hatta bazen kendi kendilerine küçülebilirler. Diğer yandan fibroadenomdaki büyümenin durmaması durumunda genellikle cerrahi müdahale ile alınmaları gerekir.Bazen ameliyattan sonra bir veya birden fazla fibroadenoma tekrar oluşabilir.

PHYLLOİDES TÜMÖRLERİ: Fibroadenomlar gibi iyi huylu tümörlerdir, fakat çok daha nadirdirler.  Phyllodes tümörleri genelde iyi huylu olurlar, fakat çok nadir de olsa bazen malign (kanser) olup metastaz yapabilirler. Phyllodes tümörlerinin tedavisi kitlenin ve etrafındaki 2.5 cm kalınlığındaki çevreleyen dokunun alınması şeklindedir. Kanserli phyllodes tümörleri lumpektomi veya mastektomi yöntemleri ile alınırlar fakat kemoterapi veya radyoterapiye çok iyi cevap vermezler.

İNTRADUKTAL PAPİLLOM: Intraductal papilloma kanser olmayan , memenin süt kanallarının içine doğru büyüyen dallanmış oluşumlardır. Papilloma genellikle meme ucuna yakın büyük bir süt kanalını  etkileyerek kanlı  akıntıya neden olabilir. Bazen meme ucundan uzakta birden fazla papilloma da gözlemlenebilir.

Tanısı genelde memedeki süt kanalının “galactografi (veya ductografi)” olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi ile konulur. Diğer tanı yöntemi ise “duct excision” yani hasta olan bölgedeki süt kanalının bir kısmının cerrahi müdahale ile alınmasıdır. Genelde cerrahlar papillomayı ve bir parça süt kanalını areola (meme ucunun etrafıdaki koyu renkli bölge) kenarındaki küçük bir kesikten girerek alırlar. Meme ucu akıntısına neden olan iyi huylu oluşumların yarısının nedeni papilloma olup diğer yarısı ise fibrokistik değişimler veya “ductal ektazi” dir.

DUKTAL EKTAZİ (Süt Kanalını Genişlemesi): Duktal ektazi süt kanalının genişlemesi ve sertleşmesidir. Genel olarak 40 – 50 yaş grubundaki kadınlarda görülür ve meme ucundan gelen koyu yeşil veya siyah bir akıntı ile ortaya çıkar. Meme ucu ve etrafındaki doku kırmızı ve hassas olabilir. Duktal  ektazi iyi huylu bir durum olmakla beraber süt kanalının çevresinde katı bir kitle oluşması durumunda kanser ile karıştırılabilir. Berrak meme ucu akıntısı çoğu zaman duktal ektazi veya kistin bir sonucudur.

Duktal ektazi için çoğu zaman herhangi bir tedavi yönteminin uygulanmasına ihtiyaç yoktur, fakat sıcak uygulama veya antibiotik kullanımı denenebilir. Nadiren de cerrahi müdahale ile alınabilirler.

YAĞ NEKROZU: Yağ nekrozu herhangi bir zamanda oluşabileceği gibi, genelde memedeki bir darbe veya yaralanma sonucu oluşan, meme dokusunda şişkinlik ve hassasiyet ile karakterize bir durumdur.  Vücut hasarlı meme dokusunu onarmaya çalışırken zarar gören bölgede “scar” olarak da adlandırılan bir doku oluşur. Yağ nekrozu bazen mamografide kanser ile karıştırılabilir. Yağ nekrozu semptomları bir ay içinde azalır. Bölgeye uygulanacak biopsi yağ nekrozu tanısını kesinleştirir.

MEMEDE İLTİHAP- MASTİT: Yaygın olarak kadınların emzirme dönemlerinde ortaya çıkar. Meme ucuna yakın bölgelerde oluşan çatlaklardan süt kanallarına bakteri geçmesiyle iltihaplanma oluşabilir. Mastit olan memede genellikle şişkinlik , kızarıklık,hassasiyet ve sıcaklık olur. . Çoğu zaman antibiotik ile tedavi edilir. İrin birikmesi durumunda drenaj yoluyla birikmiş olan iltihabın temizlenmesi  gerekebilir.

LİPOM:  Genelde şikayet oluşturmayan,yavaş büyüyen,düzgün sınırlı, hareketli kitlelerdir.

GALAKTOSEL:   İçerisi süt ile dolu meme kistleridir. Emziren ve hamile kadınlarda ele gelen kitle şeklinde olur ve yıllarca devam edebilir.  Tek veya çok sayıda , bir veya iki memede birden olabilir. Tanı içi boşaltıldıktan sonra konur.

Pek çok kadın meme başı akıntısı ile karşılaşabilir. Bu akıntı tek veya her iki memede olabilir. Çoğunlukla bu akıntılar önemsizdir. Özellikle adet öncesi dönemde berrak ve az miktarda meme başı akıntısı normal kabul edilir. Meme başı akıntısı devamlı ve bol miktarda ise incelenmesi gereklidir. Meme başından gelen koyu kıvamlı ve renkli akıntılar mutlaka araştırılmalıdır. Koyu sarı, yeşil akıntılar iltihaba bağlı olabilir. Meme başından gelen kanlı akıntı aksi ispat edilene kadar kanser gibi ele alınmalıdır.

 Kısaca değindiğimiz selim meme hastalıkları dışında, yine iyi huylu olup nadir görülen, hematom, adenozis, leiomyom, hemanjiom, radyal scar, fokal meme fibrozisi,lenfatik filariazis gibi daha  pek çok meme hastalığı sayılabilir.

Sonuç olarak meme hastalıklarında erken tanı çok önemlidir. Kadınlar meme ile ilgili tüm sıkıntı ve şikayetlerini bir hekimle paylaşmalılar. Tedavi yöntemleri duruma, aile geçmişine ve diğer faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir.

20 yaşından sonra düzenli olarak ayda 2 defa kişinin kendisi tarafından meme muayenesini yapması kendi memelerinin yapısı hakkında bilgi sahibi olması ve zaman içinde oluşacak değişikliklerin farkına vararak hekime başvurması erken tanıyı kolaylaştırması açısından büyük önem taşır.

 Ailesinde meme kanseri öyküsü olan veya diğer risk faktörlerine sahip kadınlar için düzenli olarak hekim muayenesi yapılmalıdır.

 40 yaşından sonra her yıl düzenli olarak tarama mamografisi yaptırılmalıdır.

Meme hastalıkları tanısında muayene, radyoloji ve laboratuvarın her üçü birden rol oynar.

Meme hastalıkları mutlaka bir cerrah tarafından değerlendirilmelidir. Mamografi veya cerrahi girişim kararı hastayı muayene eden hekim tarafından verilmelidir.

Op.Dr.Semra Polat

semrapolat
semrapolat
Genel Cerrahi Uzmanı 1993 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 1993-1997 Karabük ve Çınarcık Sağlık Ocaklarında pratisyen hekim 1997 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında ihtisas 2003 yılında Genel Cerrahi Uzmanı 2003-2015 Üsküdar Özel Yunus Emre Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı 3 Ağustos 2015'ten itibaren özel muayenehanesinde hizmet vermektedir.

Bir cevap yazın